Neden Kolay Grip Oluruz
Aynı virüs herkesi aynı ölçüde hasta etmez. Aradaki farkı; aldığımız virüs miktarı, burun–boğaz bariyerlerimizin gücü, geçmişteki bağışıklığımız, genetik yapımız, yaşımız, uykumuz, stresimiz ve beslenmemiz belirler.
Halk arasında "nezle" ile "grip" sık karışır. Nezle daha hafif seyreder: burun akıntısı, hafif boğaz yanması, hafif kırgınlık. Grip (influenza) ise genelde aniden başlayan yüksek ateş, şiddetli kas-eklem ağrıları, belirgin halsizlik ve kuru öksürük tablosuyla gelir.
Doktora görünmeniz gereken durumlar
Nefes darlığı, göğüs ağrısı, 3–4 günden uzun süren yüksek ateş, bilinç bulanıklığı, şiddetli baş ağrısı durumlarında; 65 yaş üstüyseniz; kalp, KOAH, astım, diyabet, böbrek hastalığı gibi kronik hastalıklarınız varsa; hamileyseniz doktora görünmelisiniz. Bu gruplarda bazen antiviral ilaçlar (oseltamivir vb.) erken dönemde düşünülebilir; bu karar mutlaka hekim tarafından verilmelidir.
Antibiyotik gripte işe yaramaz
Önemli bir yanlış: "Hocam grip oldum, bir antibiyotik yazsanız da çabuk geçse…" Grip bir virüs enfeksiyonudur; antibiyotikler ise bakterilere karşı etkilidir. Gereksiz antibiyotik bağırsak florasını bozar, yan etki riskini artırır ve en önemlisi antibiyotik direncine neden olur. Antibiyotik ancak üstüne bakteriyel zatürre, sinüzit, orta kulak iltihabı gibi bir komplikasyon düşünüldüğünde, doktorun değerlendirmesiyle verilir.
Neden bazı insanlar gribe karşı daha dayanıksız?
Bazı insanlar gribe kolay yakalanırlar. Hatta senede birkaç gribal enfeksiyon geçiren insanlar vardır. Tabii ki hastalığa yakalanırken aldığımız viral yük çok önemli olsa da, aynı viral yükle bir kişi hasta olurken diğeri olmayabilir. Çok yakın mesafede, uzun süre, kapalı ortamda yan yana olan kişi daha yüksek virüs yükü alırken; birkaç dakika aynı odada kalıp çıkan kişi çok daha düşük viral yük alabilir. Ya da bazı insanlar gribi çok ağır geçirirken, diğeri ayakta hafif belirtilerle atlatır.
Vücut savunma bariyerleri herkeste farklıdır
Virüs önce üst solunum yolu bariyerleriyle karşılaşır: burun mukozası (kuruluk / nem), tüyler, mukus, boğaz ve bronşlardaki siliyer hareket, gözyaşı, nazolakrimal akış vs. Sigara içen, kronik alerjisi olan, sürekli burun tıkalı gezen birinde bu bariyerler daha zayıftır; düzenli egzersiz yapan, sigara içmeyen, mukozası daha "sağlıklı" birinde ise virüs daha zor yer bulur.
Bağışıklık sisteminin tecrübesi önemli bir faktördür
Daha önceden virüsün o türüyle enfeksiyon geçiren, aşı olmuş olan kişilerin vücudunda hazır bekleyen savunma sistemi hücreleri, virüs alınır alınmaz tanıdığı bir düşmanla karşılaşıyor, çok daha hızlı yanıt veriyor ve virüs çoğalmaya fırsat bulamadan baskılanabiliyor. Sonuç olarak bu kişi ya hiç belirti vermiyor (asemptomatik), ya da "hafif kırgınlık, 1–2 gün boğaz yanması" ile atlatıyor.
Genetik/doğuştan farklar ve doğal savunma yanıtı herkeste aynı değildir
Bazı insanlarda genetik olarak bağışıklık yanıtı çok hızlı ve güçlüdür; virüs daha baştan baskılanır. Bazılarında doğuştan gelen bazı farklı bağışıklık sistem elemanları onlara avantaj sağlar. Bu genetik farkları testle rutinde görmüyoruz ama klinikte şöyle yansıyor: "Ben hastanede herkesle dip dibe çalışıyorum, neredeyse hiç hasta olmuyorum" tipi insanlar ve aynı ortamda "her virüste yatan" kişiler. Aslında bunlar çoğu zaman doğal bağışıklık yanıtının hız ve kalitesindeki bireysel farklılıklardır.
Yaş, kronik hastalıklar ve ilaçlar kolay hastalanmada etkendir
İleri yaş, bağışıklık direncini düşüren bazı hastalıklar (diyabet, kalp, KOAH, böbrek hastalığı, obezite) ve bazı ilaçlar (kortizon, bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar) hastalığın daha ağır ve komplikasyonlarla seyretmesine neden olabilir.
Uyku, stres, beslenme ve yaşam tarzı hasta olup olmayacağınızı belirleyebilir
Enfeksiyonlara yatkınlıkta yetersiz uyku, yoğun kronik stres, dengesiz beslenme ve hareketsizlik vücudun bağışıklık sistemini zayıflatır. Bu yüzden nöbetten çıkan sağlık çalışanları, sınav dönemindeki öğrenciler, gece gündüz çalışan kişiler aynı virüse maruz kaldıklarında daha kolay hastalanabilirler.
Aynı virüsü alan herkes aynı şekilde hasta olmaz. Aradaki farkı; aldığımız virüs miktarı, burun–boğaz bariyerlerimizin gücü, geçmişte o virüse karşı kazandığımız bağışıklık, genetik yapımız ve bağışıklık mirasımız, yaşımız, uyku–stres dengemiz, beslenme alışkanlıklarımız ve kullandığımız ilaçlar belirler. Kısacası, virüs aynı olabilir ama bedenlerimiz ve bağışıklık sistemlerimiz aynı değil.
Bir sonraki yazımda grip için beslenme önerilerinden bahsedeceğim.
Gripten Kendimizi Nasıl Koruyalım
Gribi tamamen sıfırlamamız mümkün değil ama bulaşma riskini ve ağır seyretme ihtimalini ciddi şekilde azaltmak mümkün. Burada hem bilimsel veriye dayanan hem de günlük hayatta uygulanabilir önerileri bir araya getiriyoruz.
Grip Olduğumuzda Nasıl Beslenelim
Grip olduktan sonra artık virüs vücudumuzdadır, ama iyileşme süresini kısaltmak ve ağırlaşmayı önlemek için beslenmeyle yapabileceğimiz çok şey var. İşte hastayken nasıl beslenmeli.
Güçlü Bağışıklık Sistemi İçin Beslenme
Bağışıklık sistemimizin gerçek cephanesi mutfaktan geliyor. Bunu bir "mucize besin listesi" gibi değil, bağışıklığı destekleyen bir hayat tarzı beslenme modeli olarak ele almak daha doğru.
