Güçlü Bağışıklık Sistemi İçin Beslenme
Bağışıklık sistemimizin gerçek cephanesi mutfaktan geliyor. Bunu bir "mucize besin listesi" gibi değil, bağışıklığı destekleyen bir hayat tarzı beslenme modeli olarak ele almak daha doğru.
Bağışıklık sistemimizin gerçek "cephanesi" mutfaktan geliyor. Ne yediğimiz, ne kadar, ne sıklıkla ve nasıl bir genel beslenme düzeni sürdürdüğümüz; hem grip olmaya ne kadar yatkın olduğumuzu hem de hastalığı nasıl atlattığımızı etkiliyor. Bunu "mucize besin listesi" gibi düşünmeyip; daha çok, bağışıklığı destekleyen bir hayat tarzı beslenme modeli olarak ele almak daha doğru.
Bağışıklık sistemi ve bağırsak
Bağışıklık hücrelerimizin önemli bir kısmı (%60 kadarı) bağırsak çevresinde bulunur. Yani yediğimiz her lokma, aslında bağışıklık sistemimizin tam ortasından geçiyor. Sağlıklı bir bağırsak ortamı bağırsak duvarını korur, yararlı bakterilerin (mikrobiyota) dengesini destekler, bağışıklık hücrelerinin eğitiminde rol oynar. Mikrobiyota bozulduğunda (çok işlenmiş gıda, fazla şeker, sık antibiyotik kullanımı, düşük lifli beslenme) vücutta düşük düzeyli iltihap (inflamasyon) artar, savunma sistemi hem daha yavaş hem de daha dengesiz çalışmaya başlar, her türlü hastalığa karşı hassaslık artar ve vücut direnci düşer. Bu yüzden bağışıklık için beslenme dendiğinde, tek tek "şunu ye, bunu ye" demekten çok, bağırsak dostu, düzenli bir beslenme modeli konuşmak gerekir.
Temel prensip: Renkli, doğal ve dengeli tabak
Ne kadar renk, o kadar çeşit vitamin–antioksidan. Ne kadar doğal, o kadar az gereksiz katkı. Ne kadar dengeli, o kadar istikrarlı bağışıklık sistemi. Pratikte ne demek? Her gün: bol sebze (özellikle koyu yeşil, kırmızı, turuncu: ıspanak, brokoli, havuç, biber…); meyve (abartmadan, 2–3 porsiyon; elma, portakal, mandalina, kivi, nar gibi C vitamininden zengin olanlar); yeterli protein (yumurta, balık, tavuk, baklagiller: nohut, mercimek, kuru fasulye; yoğurt, peynir); sağlıklı yağlar (zeytinyağı, avokado, ceviz, badem, fındık, omega 3 yağı içeren sardalya, somon, uskumru, hamsi gibi balıklar); yüksek lif (tam tahıllar, yulaf, sebze–meyve ve baklagiller). Bu tarz bir beslenme; vücut için gerekli vitamin, mineral, antioksidan ve aminoasitleri sağlayarak bağışıklığın temel "elementlerini" verir.
Bağışıklık için önemli bazı besin ve besin öğeleri
1. C vitamini: Ak yuvarların (lökosit) çalışmasını destekler, antioksidan etkisiyle hücreleri korur. Her gün yüksek doz takviye şart değil; ama düzenli C vitamini içeren gıdalar iyi bir destek sağlar. Özellikle grip sezonunda her gün C vitamini içeren yiyecekler tüketmek işe yarar. Nelerde bulunur: portakal, mandalina, limon, kivi, çilek, nar, biber, brokoli, maydanoz, roka.
2. D vitamini: Eksikliği solunum yolu enfeksiyonlarına yatkınlık ve daha ağır hastalık seyir riski taşır. Güneşten yeterince yararlanamayan, kapalı ortamda çalışan, kış aylarında yaşayan kişilerde D vitamini düzeyi sık düşüyor. Nelerde bulunur: güneş ışığı, yağlı balıklar, zenginleştirilmiş süt ürünleri. Çoğu kişide beslenme ve güneş tek başına yetmediği için, eksikliği varsa doktor kontrolünde takviye gerekebilir.
3. Çinko ve diğer mineraller (demir, selenyum ve A vitamini): Çinko, bağışıklık hücrelerinin çoğalması ve düzgün çalışması için çok önemlidir. Nerede bulunur: organik kırmızı et, hindi, tavuk, yumurta, kabak çekirdeği, kaju, badem, nohut, mercimek, somon, sardalya.
4. Probiyotik ve prebiyotikler: Bağırsak dostları: Bağırsak florasını destekleyen gıdalar, bağışıklığı da dolaylı güçlendiriyor. Probiyotik: yoğurt, kefir, bazı fermente ürünler (ev yapımı tarhana, turşu, şalgam, tuzuna dikkat, boza vb.). Prebiyotik (bağırsak bakterileri için "yemek"): soğan, sarımsak, pırasa, bamya, muz (özellikle hafif yeşile yakın olan), yulaf, tam tahıllar, enginar, yer elması vb. Sürekli yüksek şekerli, çok yağlı, paketli ürün ağırlıklı beslenme; yararlı bakterilerin dengesini bozup bağışıklığı zayıflatır.
5. Polifenoller: Polifenol, bitkisel gıdalarda bolca bulunur. Bağışıklık sistemini ve genel sağlığı kuvvetlendirir. Bağırsaklarımızdaki yararlı bakterilerin beslenmesine de yardımcı olur. Bu etkileri sayesinde enflamasyonu azaltırlar. Bağışıklığımızı da güçlendirerek hastalıklara karşı daha dirençli hale getirir. Peki polifenolleri tüketince ne oluyor? Vücudumuz kendi savunma mekanizmalarını daha yoğun çalışmaya teşvik ediyor. Antioksidan enzim üretimini artırıyor. Bunlar da detoks yolaklarını açıyor. Mitokondrilere ve DNA onarımına yardım ediyorlar. Nerede bulunur: yeşil çay, bitter çikolata, turunçgiller, elma, kivi, çilek, üzüm çekirdeği.
6. Diğer bağışıklık sistemi dostu gıdalar: Zencefil, zerdeçal, tarçın, kırmızıbiber gibi baharatlar, çörek otu, omega 3 içeren keten ve çiya tohumu, karamürver, ekinezya gibi bitki çayları…
Bağışıklık sistemi zayıflığının ilk 4 işareti
Bağışıklık sistemi zayıflığının ilk 4 işareti şunlardır: sık sık grip-nezle olmak, geç iyileşen yaralar, ishal ve kabızlık atakları, kronik yorgunluk.
Bağışıklık sistemimizi korumak için eczaneye gitmeden önce mutfağa bakmakta fayda var. Yeterli uyku, dengeli tabak, az stres ve biraz da hareket… Belki de gripten korunmanın en güçlü "ilaçları" bunlar.
Gripten Kendimizi Nasıl Koruyalım
Gribi tamamen sıfırlamamız mümkün değil ama bulaşma riskini ve ağır seyretme ihtimalini ciddi şekilde azaltmak mümkün. Burada hem bilimsel veriye dayanan hem de günlük hayatta uygulanabilir önerileri bir araya getiriyoruz.
Neden Kolay Grip Oluruz
Aynı virüs herkesi aynı ölçüde hasta etmez. Aradaki farkı; aldığımız virüs miktarı, burun–boğaz bariyerlerimizin gücü, geçmişteki bağışıklığımız, genetik yapımız, yaşımız, uykumuz, stresimiz ve beslenmemiz belirler.
Grip Olduğumuzda Nasıl Beslenelim
Grip olduktan sonra artık virüs vücudumuzdadır, ama iyileşme süresini kısaltmak ve ağırlaşmayı önlemek için beslenmeyle yapabileceğimiz çok şey var. İşte hastayken nasıl beslenmeli.
