Göz Kuruluğu Yaşayanlar İçin Öneriler
Göz kuruluğu, gözyaşı üretiminin yetersiz olduğu ya da gözyaşı kalitesinin bozulduğu bir durumdur ve ekran çağında çok daha sık görülmektedir. Burada bunun ne olduğunu, neden oluştuğunu ve şikayetleri hafifleten pratik adımları anlatıyoruz.
Göz Kuruluğu Nedir?
Kuru göz, göz yüzeyini nemlendiren ve koruyan gözyaşı üretiminin yetersiz olduğu veya gözyaşının kalitesinin bozulduğu bir durumdur. Gözyaşı göz sağlığı için önemlidir; göz yüzeyini korur, nemlendirir ve net bir görüş sağlar. Ancak gözyaşı yeterli miktarda üretilmezse veya kalitesi düşükse, gözlerde kuruluk oluşur. Bu durum göz konforunu bozan ve yaşam kalitesini kötü etkileyen bir durumdur. Dolayısıyla kuru gözü olan bireyler günlük aktivitelerinde ve iş yaşamlarında sıkıntılar yaşarlar.
Belirtiler Nelerdir?
Gözlerde rahatsızlık hissi, göz içinde kum varmış gibi batma, acı biber dökülmüş gibi yanma, gün içinde görme dalgalanmaları ve gözlerde konforsuzluk hissi, ışığa hassasiyet ve ışık karşısında ağrı ve şikayetlerin artması, çok kuruduğunda hafif kızarıklık kuru gözün belirtileridir.
Neden Oluşur?
Kuru göz eskiden yaş almayla oluşan bir hastalık olarak bilinirdi. Özellikle menopoz sonrası kadınlarda hormonların etkisiyle gözyaşı bezi daha az üretim yaparak kurumaya sebep olur. Ama son yıllarda telefon, tablet, bilgisayar gibi dijital ekranların kullanımının artmasıyla kuru göz daha sık teşhis edilmektedir. Ekran kullanımında göz kırpma sayımız belirgin şekilde azalır. Normalde dakikada 15-20 kez göz kırparken, ekrana bakarken bu sayı yarıya düşer. Gözyaşı yüzeyde yeterince yayılmaz ve hızla buharlaşır. Ayrıca antihistaminik etkili allerji ilaçları, antidepresanlar ve idrar söktürücü tansiyon ilaçlarının günümüzde sık kullanılması sıklığı daha da arttırır. Merkezi havalandırmaya sahip ofisler, alışveriş merkezleri, araba ve ev klimaları, kalorifer ve sobanın oda nemini azalttığı ve kuru havaya neden olan ev ortamları kuru gözün daha da artmasına sebep olur. Yoğun sigara dumanı, kirli hava şartları ve tozlu ortamlar da gözde kurumayı arttırır. Blefarit denilen göz kapağı iltihabı olan hastalar daha şiddetli kuru göz yaşarlar. Ayrıca kontakt lens kullanımında ve lazer olan gözlerde kuru göze daha sık rastlanır. Ayrıca diyabet, tiroid ve romatizmal hastalıklarda da kuru göz görülebilir.
Kuru Göz Yaşayanlara Pratik Öneriler
Bilinçli göz kırpmayı alışkanlık haline getirin. Ekrana bakarken az göz kırparız; bilgisayar/telefon kullanırken bilinçli şekilde göz kırpın (tam, yavaş, kapakları sıkmadan kırpma). 20 dakikada bir mola verin ve 20 saniye uzaklara bakın.
Yapay gözyaşı damlalarını düzenli kullanın. Doktorunuzun önerdiği damlalar, göz yüzeyini nemli tutarak şikayetleri azaltır. Sadece şikayet olunca değil, düzenli kullanım daha etkilidir.
Göz kapaklarınıza ılık kompres uygulayın. Bu, göz kapaklarındaki yağ bezlerinin daha iyi çalışmasını sağlar. Temiz bir bezi sıcağa yakın ılık suyla ıslatın, göz kapaklarınıza ya da sürme/kalem uygulanan bölgeye 5 dakika uygulayın.
Göz kapağı hijyenine dikkat edin. Kapak infeksiyonlarını tedavi ettirin, makyajınızı temizlemeden yatmayın.
Ortam nemini artırın. Klima altında uzun süre kalmamaya çalışın. Gerekirse nemlendirici cihazlar kullanın.
Bol su tüketin. Vücudun genel sıvı dengesi gözyaşını da etkiler. Günlük çay, kahve yerine sebze, meyve, bitki çayı gibi kaynaklardan yeterince sıvı alın. En az 2 litre su için.
Beslenmeye dikkat edin. Bazı besinler gözyaşı kalitesini artırabilir. Omega-3 içeren gıdalar faydalıdır (balık, ceviz).
Uyku düzeninizi ihmal etmeyin. Yetersiz uyku göz yüzeyini olumsuz etkiler. 6-8 saat kaliteli uyku önemlidir.
Ne Zaman Doktora Başvurmalı?
Şikayetler uzun sürüyorsa, görme bulanıklığı artıyorsa, gözde sürekli kızarıklık varsa mutlaka bir göz doktoruna başvurulmalıdır.
Gripten Kendimizi Nasıl Koruyalım
Gribi tamamen sıfırlamamız mümkün değil ama bulaşma riskini ve ağır seyretme ihtimalini ciddi şekilde azaltmak mümkün. Burada hem bilimsel veriye dayanan hem de günlük hayatta uygulanabilir önerileri bir araya getiriyoruz.
Neden Kolay Grip Oluruz
Aynı virüs herkesi aynı ölçüde hasta etmez. Aradaki farkı; aldığımız virüs miktarı, burun–boğaz bariyerlerimizin gücü, geçmişteki bağışıklığımız, genetik yapımız, yaşımız, uykumuz, stresimiz ve beslenmemiz belirler.
Grip Olduğumuzda Nasıl Beslenelim
Grip olduktan sonra artık virüs vücudumuzdadır, ama iyileşme süresini kısaltmak ve ağırlaşmayı önlemek için beslenmeyle yapabileceğimiz çok şey var. İşte hastayken nasıl beslenmeli.
